Dil Yarışında ki Halimiz

Yazar - 23.09.2014
baris-zeytindali-güvercin

Dil Yarışında ki Halimiz

Kainatın Efendisi (sav) ‘’İnsanları cehenneme sürükleyen dilleridir.’’ buyuruyor. Toplumu bir arada tutan faktörlerin başında birbirlerine saygı ve birbirlerini kabullenme geldiği kadar; insanların birbirlerinin gönlünü yıkmamak da oldukça önemlidir. Eğer varsa bir anlatmak istediğimiz; meramımızı muhatabımızı kırmadan anlatabilmek aynı zamanda mümin olmanın da gereği değil mi? Yerinde kullanmak o kadar önemlidir ki, bilinen ”Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı” mısralarında olduğu gibi bu kadar etkilidir dil…

Zamanında aralarına katılmak için ısrar eden bir dervişe tekkeden tek kelime etmeden bir bardak su göndermişler. Yani meclislerinin ona kapalı olduğunu ve onu kabul edecek yerlerinin olmadığını ifade etmişler..

Fakat aynı derviş de aynı incelikle kendine verilen suyun üstüne bir gül yaprağı koyarak gönüllerinde ona da yer açmalarını enfes bir üslup ile istemiş ve meclise kabul edilmiş. İşte bu da hâl dili. Geçmişinde bu örneklerden binlercesine sahip bir toplum iken günümüzde geldiğimiz, içine düştüğümüz durum… Ne kadar iç acıtıcı değil mi?

Ya şimdi.. Neredeyse başımı çevirdiğim her tarafta kırıcı ifadelerin şehvetine kapılmış insanlar adeta gönül kırma yarışındalar. Hem de öyle bir yarış ki; “bir önceki söylediğim ağır sözlerimi bir sonraki sözlerimle nasıl geçebilirim” noktasında bir durum. Bu dil bizim mi, biz bu muyduk?

Peki; hemen hepimizin ezbere bildiği; “Bir kez gönül yıktın ise / Bu kıldığın namaz değil” mısralarıyla başlayan sözler bizim değil miydi?

‘’Edipler edepli olmalı’’ buyurmuş Üstad Bediüzzaman Hazretleri. Sadece edipler mi? Toplum önüne çıkan ne kadar insan varsa; yani hepimiz bu uyarının muhatabı. Ne konuşulan ne de yazılan hiçbir sözcüğün yok olmayacağını unutmamak gerekir.

İnsanları saran kelimeleri kurşun gibi kullanma ruh halinden silkinip kendimize gelmeliyiz. Dilin ucuna kadar gelen o ağır ifadeleri gerisin geriye itmek iradenin en sağlam tezahür ettiği yerlerden olduğunu unutmamak lazım. Zaten müminlik de iradenin hakkını verebilmektir. Bu iradeyi gösteren kişinin ‘’amudi’’ bir yükselişle ‘’velayet’’ noktasına çıktığı bile ifade edilir tasavvufta.

Hülasa:
“Halil İbrahim’ce aç yüreğini,
Yunus ol cömertçe saç yüreğini…”

Türkan Akbulut

Yazar: Türkan Akbulut

İlahiyat eğitimini İstanbul'da yaptı. Evli ve dört çocuk annesi.