“Elveda Derken”

Yazar - 06.07.2016
29temmuz14-hk2

İşte gitti kutlu misafir ve bayram karşılıyor bizi sevinçle. Bir aylık hem fiziki hem ruhi arınmalarımızın nihayetinde bu kutlama güzel bir final gibi bizlere lütfedilmiş çok şükür. Geçen gün bi yerde okudum diyorlar ki ; “Ramazan Ay’ı öncesi ve sonrası iradenizin kat sayısına bakınız, eğer bir değişiklik varsa Ramazan Bayramınız mübarek olsun, bi değişiklik yoksa Şeker Bayramınız kutlu olsun” Bu bir kriter mi bilmiyorum ancak tabi ki Ramazan-ı Şerif’i nasıl geçirdik, ötelere sermaye olarak ne biriktirebildik “Allahualem” derim ben… Kuluz biz, bizim sağlamalarımızın belki de hiç biri, aslına karşılık gelemiyordur, keşke gelebilse… Eğrisi ile doğrusu ile yapan-eden taraf olarak bize düşen, ümit ile endişenin o ince çizgisinde yürüyerek, devamında Allah(c.c.)’ın tasavvurunu etmekte bile fakir düştüğümüz rahmetine, ihsanına ve lütuflarına sığınabilmemizdir…

Evet, her güzel şey gibi bitip gitti bu “kıymetli ay”. Bize emanet bıraktığı güzelliklere sahip çıkabilmemiz umudu ile gitti ardına bakarak, etrafımızı saran huzur, hoşgörü, empati, cömertlik, sağduyuya da el salladı, ayrıca bizi yalnız bırakmaması içinde onları tembihlemiş gibiydi sanki. Bizse gidişini gözlerken buruk buruk, seneye ömrümüz olurda bir daha buluşursak eğer, yapamadığımız, eksik kalan, yarım bıraktığımız her ne varsa layıkıyla yerine getireceğimize dair sözler verirken bulduk kendimizi. Bu ayrılığın tekrar bi kavuşması var mı şu yalan dünyada, bunu bilmeden gözlerimizde yaşlarla uğurladık sevgili misafirimiz Ramazan-ı Şerif’i. Bu resmi, (ölçüsü nedir tahmin edemem ancak) aşağı yukarı herkesin şu günlerde iç dünyasında çizdiğini ümit ediyorum…

Aslında bu ay içersinde yaşadığımız güzellikleri bu ayın dışına da taşıyabiliriz bence. Bu sayede tattığımız o güzelliklerin benzerlerini yıla yayarak, karalar bağlamadan, kazanımlarımızı kaybetmeden, “Hoş geldin” diyebiliriz kutlu misafir yeniden geldiğinde, dünyamızı şereflendirdiğinde. Bu karşılamayı içten yapabilmek adına çok şey var bir aydır elimizde biriktirdiğimiz. Mesela Şevval Ay’ında makbul olan 6 günlük orucu, dost, akraba, konu komşu tutabilir, tıpkı Ramazan Ay’ında olduğu gibi birlikte iftar edebiliriz. Yoksullukla imtihan olan çevremizdeki insanlara yardım etmeye devam edebiliriz, zira onların açlığı sadece bu ay ile sınırlı değil. Ramazan ayındaki dostlarımız kuşluk, evvabin, teheccüd, hacet ve Kuran-ı Kerim ile güçlenen bağımızı kaldığı yerden devam ettirebiliriz. Ayrıca her gün 20 rekât kılmaya alıştığımız teravih namazları yerine varsa kaza namazlarımıza devam edebiliriz…

Evet, biz niyetlenirsek şayet, dünyamızı şenlendiren kutlu misafir her ne kadar elveda deyip gitmiş gibi görünse de hayatımıza kazandırdığı latifeler ile kendini unutturmayabilir elbette…

Hadi o zaman kutlu misafirin bize bıraktığı latifeler ile kadrini kıymetini bilerek geçireceğimiz 11 ay, elini sultanlar sultanına yeniden uzattığında, katılaşmış bir kalp, örselenmiş bir ruh ve darmadağınık bir hayat ile karşılaşmaması için niyetlerimizi âlitutalım. Ve bu doğrultuda elimizden geldiğince Ramazan Ayı’nın bizlere hediye ettiği güzel atmosferi sadık bir emanetçi olarak koruyalım inşallah…

Ramazan Bayramınız hayr’olsun…

Rukiye Koç

Yazar: Rukiye Koç