Eşinizle Uzun Süre Küs Kalmayın

Yazar - 11.07.2016
evlilikte-kusmek

İletişim kazaları mutlu bir evlilikte de bazen kaçınılmazdır. Aile içi sorunlarda sık karşılaştığımız problemlerden biri eşlerden birinin sık sık küsmesi ve iletişimi kesmesidir. Bu durum zaman içinde eşlerin birbirinden uzaklaşmasına, konuşkan eşin kendisini değersiz hissetmesine ve aile birliğinin zarar görmesine sebep oluyor.

Eşlerin bazı nedenlere bağlı olarak zaman zaman birbirine kırılıp kısa bir süre konuşmak istememesi doğal iletişimin bir parçasıdır. Evdeki gergin anlarda kısa bir süre az konuşmak, eşleri maksadını aşan söz ve davranışlardan da korur.

Eşlerin birbirini anlayıp gönlünü almasıyla yanlış anlamalar unutulup gider. Ancak iletişimi tamamen kesmek, sık sık küsmek ve küskünlüklerin uzun sürmesi ise eşler arası soğukluğa, sevgilerin yıpranmasına, çözülmeden biriken sorunların gittikçe büyümesine yol açar.

Eşlerden birinin veya her ikisinin birbirine küsmesi sık tekrarlandığı veya uzun süre devam ettiği durumlar, evde gergin bir hava esmesine neden olur. İletişimin kesilmesi duygusal ortamı bozarken çocukların da anne-babayla iletişimini ve gelişimini olumsuz etkiler.

Küskünlük bazılarının kişilik özelliklerindendir. Bilhassa içe dönük ve kaygılı kişiler çabuk alınıp kırgınlıklarını da beden dili ile ifade etme eğilimindedir. Bu davranış çocukluk ve gençlik yıllarından kalma bir alışkanlık da olabilir.

Bazı kişilerin ise küskünlüğe hiç tahammülü yoktur. Eşin az konuşması ve küsmesi halinde durumu düzeltmek için aşırı özveride bulunur. Bu şekilde davranışı küsme davranışını besleyip iletişimde kısır döngülerin başlamasına neden olur.

Sorun büyümesin diye sürekli eşinin gönlünü almaya çalışan kişi, zamanla kendisine değer verilmediği, konuşulmayarak yok sayıldığı ve haksızlığa uğradığı duygusuna kapılmaya başlar. Tekrarlayan küsme ve gönül alma davranışları tek taraflı olduğu takdirde birikimlere ve bardağı taşıran son damlalarla birlikte büyük tartışmalara yol açar.

YANLIŞ ANLAMA VE KIRICI SÖZLERE DİKKAT!

Eşinin sevgisini beklediği şekilde ifade etmemesinden kırılan eş de tepkisini küserek ortaya koymaya çalışır. Bu, ilk başta işe yarasa da uygun bir çözüm şekli değildir.

Ortak sevgi dili kullanılmayınca bir zaman sonra küskünlüklerin süresinin artmasıyla eşler gittikçe birbirinden uzaklaşır. Eşler konuşmaya çalışsalar da bir süre sonra yanlış anlama sonucu karşılıklı kırıcı söz ve davranışlarda bulunmaya başlarlar.

Biri veya her ikisi bir türlü anlaşılamamaktan şikâyetçidir. Hâlbuki birbirini uygun şekilde dinlememe ve karşılıklı olarak birbirini anlamama vardır. Sürekli tartışmaktan usanınca da küserek kavgalardan kurtulmaya çalışırlar.

Bazı eşler de şiddetli geçimsizlik durumunda evliliği çocukları için devam ettirmeyi ve kronikleşen problemlerin çözümü yerine tartışmamak için küsmeyi tercih eder. Başlangıçta bunun uygun bir çözüm olduğunu zannetseler de ilerleyen zamanlarda bu durum giderek daha farklı sıkıntılara yol açar. Ruh ve beden sağlığı da olumsuz etkilenir. * Uzman psikolog

Özeleştiri ve çözüm planı yapın!

-Eşinizle iletişimi kesmeyin. Bir geceyi bile konuşmadan geçirmeyin. Zira uzaklık, uzaklığı getirir.

-Eşinizle konuşmama; değer vermeme ve yok sayma olarak algılanabilir. Bu da öfke ve gerginliğin artmasına yol açar.

-Eşinizi yorumsuz dinleyerek anlamaya çalışın. Uygun zemin ve zamanlarda eşinizin güzel özelliklerini takdir edin.

-Özeleştiri yapın, anlaşmazlığa yol açan hatalarınızı kabul edin. Muhabbeti ve aile birlikteliğini yeniden sağlamak için gönül alıcı sözler kullanın.

-Vazgeçemediğiniz beklentilerinizi ve karşılanmayan ihtiyaçlarınızı dile getirin. Ama küçük sorunları büyüterek devleştirmeyin.

-Sorunların hepsini sıralamak yerine en önemlisini ifade edin.

-Bazı sorunların çözümünü zamana bırakmak doğru olabilir. Ama devam eden problemler için yeni çözüm yolları araştırın ve bir çözüm planı yapın.

-Uygun çözüm yolu bulunamadığında tarafsız davranabileceğine inandığınız ve güvendiğiniz tecrübeli bir kişiden görüş alın.

-Sorunlar karşısında eşlerin zaman zaman fedakârlık yapması gerekebilir. Ama bu fedakârlık hep tek taraflı olmamalıdır.

 

Yazar: Nevbahar