İş Hayatında Geçmişten Günümüze Kadın Hakları

Yazar - 31.05.2015
kadın

Kadın tarihin her safhasında değişik iş kollarında çalışmış ve ekonomik faaliyetlere katkıda bulunmuştur. Fakat kadın iş gücü, erkekler kadar ekonomik faaliyetlerde tam manasıyla kendini belli edememiş ve kadının iş hayatındaki hakkını savunacak bir düzenleme, tarihi dönemlerde rastlanmamaktadır. Kadının iş hayatında tam manasıyla yer alması ve bu iş hayatına göre düzenlemelerin başlaması sanayi devrimiyle daha da çok belli olmaya başlamıştır. Sanayi devrimi bir başlangıç olarak hem kadının hem de erkeğin iş gücünü ihtiyaca göre yasal olarak düzenlemeye başlamıştır. Sanayi devrimini izleyen dönemler bu konuda ciddi adımların atıldığı bir dönemdir. Şöyle ki; sanayi devriminde çalışan işçilerin 12 saatten fazla çalışmaları ve çalışma sırasında kazaları önleyecek önlemlerin yokluğu, kadınların ve çocukların erkek işçilere göre daha az ücretle çalıştırılmaları ve daha çok tercih edilmeleri, yetersiz ve kalitesiz beslenme, sağlıksız ve hijyenik olamayan ortamlarda çalışma ve konaklama gibi sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Böyle birçok problemi daha beraberinde getiren sanayileşme gerek iş hukukunda gerekse kadın haklarında o dönemki yöneticileri alarma geçirmiş ve erkek ve kadın işçiler istedikleri hakları elde etmeye çalışarak günümüze kadar yansıyan yöneten ve çalışan arasındaki hak tartışmasını olgulaştırmıştır. 19. yy’da Osmanlı Devletine bakacak olursak Devletin yaptığı yoğun ve uzun süreli savaşlardan dolayı erkek nüfusu azalmaya başlamasından dolayı doğan iş gücü açığı kadınların istihdam edilmiştir. İşte Osmanlı döneminde kadınların çalışma hayatına resmi olarak girmesi böyle başlamıştır. İstiklal savaşında da dişini tırnağına takarak ve kahramanca çalışan analarımız hiçbir hak beklemeden devletine ve milletine hizmet etmişlerdir. Savaşlarla dolu olan bir dönemde erkeği cephede olan kadın tüm işleri kendi başına halletmeye çalışmış ve bir nebi kendi kadınlığından vazgeçerek erkekte olmuştur. O olağanüstü dönemlerde bir iş yapan kadın tabiri caiz ise ikileşmiş hatta belki üçleşmiştir. Tabi kadının yaptığı bu fedakarane çalışmanın karşılığı Cumhuriyet kurulduktan sonra mükafatını almıştır.

Cumhuriyet döneminde kadın haklarına dair yapılan düzenlemeler şöyledir. •1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birlik sağlamıştır. Yani eğitimde,kadın ve erkek eşitliği ortaya çıkmıştır. •1926 tarihli Türk Medenî Kanunu’nun ilanı ile; •Birden çok kadınla evlenme kaldırıldı. •Resmi nikah uygulaması benimsendi, çok küçük yaşta evlenmeler kaldırıldı. •Boşanma konusunda erkeğe tanınan haklar, kadına da tanındı. •Boşanma durumunda kadının hakları güvence altına alındı, miras hukukunda kadın ve erkek eşitliği sağlandı. •1930 yılında kadınların belediye seçimlerine katılma hakkı tanınmıştır. •1934 yılında kadınlar seçme ve seçilme hakkını kazanmışlardır. •1933 yılında muhtarlık seçimlerine katılma hakkı verilmiştir. •1934 senesinde yapılan anayasa değişikliği ile Avrupa ülkelerinin birçoğundan önce, kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

Bu düzenlemeler ne kadar kadın haklarını savunsa da çerçeve düzenlemelerdir. Neden diye bir soru sorulacak olursa cevap şöyledir: Yukarıda tanınan haklar modern dünya devletlerinin hepsinde bulunan ve ayrıntılı olarak kadının haklarını savunamayan kanunlarıdır. Nasıl hakkına savunan yasalar varsa aynı şekilde eşitlik ilkesi altında kadının da detaylı bir şekilde aynı haklara sahip olması gerekmektedir.

Asıl konumuz çalışan kadın hakları olduğundan dolayı bir sonraki yazımızda başta Anayasaya sonra 4857 sayılı İş Kanuna bakmamız gerekir.

av.veyselkeles44@gmail.com

Veysel Keleş

Yazar: Veysel Keleş

Malatyalıyım. Evli ve bir çocuk babasıyım. İstanbul Hukuk Mezunuyum. Çırağan Hukuk Bürosunda Avukatlık mesleğini içra etmekteyim.