İstanbul’un Müziğini Dinlemeye Hazır mısınız?

Yazar - 04.01.2015
Aslihan-Erkisi

Trio İstanbul, yeni bir müzik grubu. Henüz piyasada albümleri yok ama hazırlık aşamasındalar. Grupta İTÜ Konservatuvarı’nda hocalık yapan Aslıhan Erkişi, çellist Murat Süngü, aranjör ve piyanist Şevket Aşıkuzun yer alıyor. Trio İstanbul’u, provaları sırasında ziyaret ettik.

Murat Süngü, çelloyu Türk sanat müziği ve etnik müzik türlerine uyarlayan Türkiye’deki reformist iki sanatçıdan biri olarak biliniyor. Süngü’nün, karşılaştırmalı müzik sentezleri konusundaki icraları onu hem Türkiye’de hem de yurtdışında saygın bir konuma getirdi. Birçok ünlü sanatçının orkestrasında yer alan Süngü, tanınmış yaylı saz gruplarıyla da müzik yapıyor.

İki yaşında dayısına özenerek piyano çalmaya başlayan aranjör ve piyanist Şevket Aşıkuzun ise konservatuvara 10 yaşındayken girmiş. Şimdi pek çok tanınmış şarkıcının aranjörlüğünü yapıyor. İyi müzisyenlerle caz piyano tekniği de çalışmış.

Aslıhan Erkişi ise akademik çalışmaları ve Türk sanat müziği icralarının yanında çocuklar için müzik yapıyor. İki ninni albümü var. Erkişi’nin, Cumhuriyet dönemi ilk kadın bestekârlarından Neveser Kökdeş’in eserlerinden oluşan Neveser adlı bir albümü daha var.

Trio İstanbul, İstanbul’un müziğini yapmak için yola çıkıyor. Uzatılan her mikrofona müzik piyasasının kötü durumda olduğundan yakınan sanatçılara alışkınız. Ama Trio İstanbul böyle düşünmüyor. “Türkiye’de iyi müzikler de yapılıyor.” diyorlar.

Trio İstanbul fikri nasıl çıktı?

Aslıhan Erkişi: Biz aslında yıllardır tanışıyoruz. Şevket Aşıkuzun ile üniversiteden arkadaşız, Murat Süngü ile de bir konserde tanışmıştık. Birkaç kez farklı projelerde yer aldık. Hepimizin müzik tarzı birbirine benziyor. Bir konser sonrasında grup kurarak sevdiğimiz şarkıları seslendirebileceğimizi düşündüm. Daha sonra Murat ve Şevket ile konuştum. Bu fikir onların da hoşuna gitti.

Şevket Aşıkuzun: Aslıhan ile birkaç projede yer aldım ama asıl ortak noktamız İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuvarı. Hem Murat Süngü hem de ben uzun yıllar Ertuğrul Erkişi ile de çalıştık. Hepimiz sakin müzikleri seviyoruz ve tarzlarımız aynı. Aslında böyle bir grup kuracağımızı yıllar öncesinden biliyorduk ama dillendirememiştik.

Grubun adı neden Trio İstanbul?

Aslıhan Erkişi: Yola çıkarken İstanbul’un müziğini yapalım dedik. İstanbul üç inanış ve üç kültürü sevgiyle taşıyan bir şehir. Türkiye’nin her yerinden gelip yerleşen ve yaşayan insanlar var burada. Rengarenk, cıvıl cıvıl ama yer yer sakin. Biz de İstanbul gibi olalım diye düşündük. Herkes bizi dinlesin, şarkılarımızda bir şeyler bulsun istedik ve grubun adını da Trio İstanbul koyduk.

Murat Süngü: Grubun isim anası Aslıhan. Aslında grubun her şeyi o. Bizi bir araya getiren, şarkıları derleyen, toparlayan kendisi oldu.

Nasıl bir müzik yapacaksınız?

Murat Süngü: Müziğimizin bir kalıbı yok ‘şöyle olsun veya bunu yapmayalım’ demiyoruz. Türk sanat müziği de olacak, popüler müzik de… Batı klasiklerinden tangoya kadar müziğin her rengini şarkılarımıza yansıtacağız. Ben çellomla gruba katkı sağlayacağım, Aslıhan sesiyle, Şevket de hem piyanosuyla hem akordeonuyla hem de aranjörlüğüyle destek olacak.

Aslıhan Erkişi: İstanbul’un müziğini yapacağız, İstanbul’a dair okuyucuların hatırına hangi tür ve tarz şarkılar geliyorsa zaman içinde onları sahnemize taşıyacağız.

Her ay mutat konseriniz olacak. Repertuvarınızda neler var?

Aslıhan Erkişi: Repertuvarımız çok geniş; İstanbul türküsünden Kırım türkülerine, Sezen Aksu’dan Özcan Deniz’e, Orhan Ölmez’den Celal Andel ve Tatyos Efendi’ye kadar en sevilen şarkıları seslendireceğiz.

Müzikseverler albümünüzü ne zaman dinleyebilecek?

Aslıhan Erkişi: İnternet yüzünden sektör büyük sıkıntı içinde olsa da idealist bir yapımcıyla albüm yapmayı düşünüyoruz.

Murat Süngü: Hemen hemen herkes ‘müzik piyasası çok kötü’ diyor ama bence öyle değil. Gayet iyi bir haldeyiz, Türkiye’de çok iyi müzik yapanlar var. Mesela yeni rock grupları çok iyi. Biz bir Türk olarak gerçekten İskandinav ülkelerindeki ve Amerikalılar gibi çok güzel müzikler yapmaya başladık. Artık Batı’da ya da başka yerlerde yapılan müzikleri kendi müziğimize entegre edebiliyoruz. Bunları insanlara sunmanın bir sakıncası olduğunu düşünmüyorum. Bu, çağı yakalamakla ilgili bir şey. Müzik hiç durmuyor.

Aslıhan Erkişi: Biz yaşlanıyoruz ama müzik hiç yaşlanmıyor. Her yeni gelen nesil müziğe bambaşka yenilikler katıyor. Gerçekten çok güzel nesiller yetişiyor ve bu nesiller müziğe sıcak bakıyor.

Müzik diktatörleri gençleri kaçırdı

Hayatını kaybeden sanatçıların şarkılarının farklı formda yeniden yorumlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ş.A.: Yapılan her çalışma değerlidir. Beğeni insana özeldir. Parçaların belli sınırlar içinde kalarak modernleşmesi hoşuma gidiyor, önceden diktatör gibi müzikte şu yapılmaz, bu yapılmaz dediler ve gençler bu yüzden halk müziği ve Türk sanat müziğinden uzak durdu. Müzik de bir canlı, büyüyor ve gelişiyor. Kaldı ki Neşet Ertaş’ın 70’lerde okuduğu eserler de çok güzeldi ama sonra kendisi bile yaptığı şarkıları yıllar sonra farklı bir şekilde yorumladı. Ben mesela senelerdir koro mantığını hiç anlamadım, bana saçma geliyor. 40 insan bir araya toplanıp nasıl aynı şarkıyı söyleyebiliyor aynı ruhta, gerçekten hayret ediyorum.

Murat Süngü: 70’li ve 80’li yıllardaki müzikler de çok güzeldi, hâlâ o müzikleri dinliyoruz ama o müzikleri farklı enstrümanlarla farklı yorumlamak da ayrı lezzetli oluyor. Biz demiyoruz ki bir Münir Selçuk’un şarkılarının altına Tiesto koyun. Herkes haddini bilerek müziği geliştirebilir.

Sayfalar: 1 2

Melek Şahintürk

Yazar: Melek Şahintürk

Zaman Cumartesi Ekin'de;Çalışan Kadının Mutfağı ve Zaman Arabic'de Türk Mutfağından yemekler ile tariflerini ve yemek sırlarını paylasan,nevbahar.samanyolu.com 'da İnternet editörlüğü yapan; Melekçe Dokunuşlar ile butik pasta ve kurabiye ile uğrasan;Yemek yapmayı seven; yemek yedirmekle mutlu olan bir yemek yazarı.