Tarihe Damga Vuran Kadınlar

Yazar - 16.06.2016
KURAN

Saba Melikesi Belkıs Asur kitabelerinde anılan ve Kuzey Arabistan’da yaşayan Arabi kraliçesidir. Kaynaklarda Saba Melikesi’nden ‘’Güney’in adil kraliçesi’’ diye bahsedilmektedir.

Belkıs’ın toprakları bugünkü Etiyopya ve Somali topraklarından oluşuyordu. Güç ,güzellik ve zekanın birleşimi ile Saba Melikesi herkesi büyülüyordu. İslam edebiyatında Hz.Süleyman’ın mucizeleri anlatılırken Belkıs’tan bahsedilir.

Biz Belkıs’ı Hz.Süleyman’la birlikte anmaktayız çünkü Süleyman’dan ayrı bir Belkıs anlatılamaz, o kendini Süleyman’la birlikte tamamlamıştır.

Kur’an’ın birçok ayetinde genellikle Süleyman Peygambere verilen kuvvet,kudret,ilahi nimetler,mülk ve saltanattan söz edilir.Hz. Süleyman Davud Peygamber’in oğludur.

Saad suresinde ‘’Biz Davud’a oğlu Süleyman’ı ihsan ettik. Süleyman ne güzel bir kuldu’’ denmektedir. Süleyman’a babası gibi hem saltanat hem de peygamberlik verildi. Bazı ilimlerin yanında kuşların dili de öğretildi. Divanı Kebir’de der ki ‘’Hz.Süleyman gönül gözüyle ,can gözüyle gördü de bu yüzden bütün kuşların dillerinin bildi’’.

Mevlana aynı dili konuşma hısımlık ve bağlılıktır der. Hz. Süleyman can ve gönül gözüyle gördüğü için bütün canlılara karşı sevgi ve muhabbeti vardı. Bu durum onun karşısına kendinden kilometrelerce uzakta olan Saba Melikesi Belkıs’ı çıkarmıştır. Belkıs’ı gönül gözüyle sevmiş onun imanının kurtuluşuna vesile olmuştur.

Hz.Süleyman Saba Melikesi’nin varlığını kendisine haber getiren Hüdhüd kuşu sayesinde öğrenmiştir. Neml Suresi’nde Süleyman’a cinlerden,insanlardan ve kuşlardan ordu verildiği anlatılır.

Kuşları denetlerken hüdhüd kuşunun orduda olmadığını farkeder ve sinirlenir hüdhüd kuşu ‘’senin öğrenemediğin şeyi ben öğrendim ve sana Saba’dan kesin bir haber getirdim’’der. Hüdhüd kuşu Hz.Süleyman’a Belkıs ve kabilesinin güneşe taptıklarını anlatır. Bunun üzerine Süleyman bir mektupla Belkıs’ı imana davet eder.

Belkıs önce hediyeler gönderir,sonra kendisi gider, oysa ki Süleyman’ın sarayı ve hazinesi o kadar ihtişamlıdır ki saraya girdiğinde Belkıs’ın nutku tutulmuştur. Rüzgar’ın emrine amade olduğu,dillere destan muazzam saltanatın sahibi Süleyman, Belkıs’ın ülkesinden (yürüyerek bir ayda alınabilecek yoldan) tahtını Melike gelmeden saraya göz açıp kapayıncaya kadar getirtmiştir.

Bir kısım rivayetler bunun cin tayyifesi tarafından gerçekleştirildiğini, bir kısım ise hala bu sırrın çözülemediğini söylemektedir. Belkıs tahtını gördüğünde iman etmiş ve Süleyman peygamberle evlenerek dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmıştır. Aslında Belkıs ülkesinden ayrıldığında tahtından vazgeçmişti. Mevlana der ki,Belkıs imanın şevkiyle mest olmuştu.

Tahtın göz açıp kapayıncaya kadar uçup yerinde yeller esmesi ve Süleyman’ın sarayında billurla kaplı avluyu havuz sanarak eteklerini toplayarak geçmesi, kainatın geçici olduğunu ve insan bilgilerinin yanıltıcılığını bize göstermektedir.

Üstad Hazretleri İşaretül İcaz adlı eserinde tahtın hemen gelmesini günümüze bakan yönüyle değerlendirerek bilim ve tekniğin ilerleyip ses,görüntü ve cisim naklinin olabileceğini söylemektedir.

Belkıs imanı ve tek bir şeye ait olmayı belki yıllarca sabırla bekleyip, Süleyman’ın ona açtığı yolda bulmuş, Mescidi Aksa gibi tüm dinlerin kutsal kabul ettiği bir mabedin inşasını yapan bir Peygambere eş olma şerefine ulaşmıştır.

Yazar: Nevbahar

Samanyoluhaber.com Nevbahar Editör Grubu